paracik

Kiminin Parası Kiminin Duası: “Melek Yatırım” vs “Kamu Hibe Fonları”

Turkish

Toplumun her kesimi gibi “teknoloji tabanlı iş fikrini hayata geçirmek” veya “start-up’ını büyütmek” amacıyla sermaye arayışındaki girişimciler için de 2016 yılı oldukça zor geçti. Haliyle 2017'den yana beklentiler oldukça yüksekti.

2017 yılı ise; henüz emekleme döneminde olsa da ülkemiz girişimcilik ekosisteminde ard arda yatırım haberleriyle başladı (egirisim.com ‘a göre 28 tane). 30 Mart tarihinde ise “uzun süredir yolu gözlenen” TÜBİTAK 1512 BİGG programı çağrıları duyuruldu ve böylelikle “fikir aşamasındaki teknoloji girişimcileri” için erişilebilecek finansman kaynağı sayısı da artış göstermiş oldu. 2017 fena gitmiyor kısacası.

Startups.watch’ın kurucusu Serkan ÜNSAL’ın söylediğine göre 2017 yılı itibariyle Türkiye’de 750 civarı melek yatırımcı var. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Hazine Müsteşarlığı tarafından akredite edilmiş 13 Melek Yatırım Ağı yer alıyor.

Kamu hibe fonları tarafına gelince; fikir aşamasındaki girişimcilerin başvuru yapabileceği 3 program (KOSGEB Uygulamalı Girişimcilik ve Ar-Ge İnovasyon ile TÜBİTAK 1512 BİGG) ve şirketleşmiş girişimcilerin başvuru yapabileceği 20'den fazla hibe programı (TÜBİTAK TEYDEB Programları, KOSGEB Ar-Ge İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama, KOBİGEL ve KOBİ Proje, Kalkınma Ajansları vs) bulunmakta.

 
Ekosistemde girişim başına düşen yatırım miktarı (temsili değil)

Yukarıda da söylediğim gibi hem melek yatırımcılar hem de ulusal kamu hibe fonlarında yaşanan gelişmeler bir “avantaj” olarak görülse de, çoğu girişimci finansman ihtiyacını karşılamak için kime gitmesi gerektiği konusunda kafa karışıklığı yaşıyor.

Bahsi geçen durumun temelde, girişimcilerin “melek yatırımcılardan yatırım almak” ile “hibe fonları kapsamında destek almak” kavramları arasındaki farkları ve ilişkileri tam olarak anlayamamış olmalarından kaynaklandığını düşünüyorum.

Hem Melek Yatırımcılar hem de Kamu Hibe Fonları temelde girişimciler için teoride “sermaye sağlayıcı” olarak görülse de her iki sermaye kaynağının pratikte girişimcilere yansıyan ve mutlaka bilinmesi gereken özellikleri ve farklılaştığı noktalar var.

Tam da bu noktada “Melek Yatırım” ve “Kamu Hibe Fonları” arasındaki farkları “girişimciler için en hayati parametreleri baz alarak” karşılaştırmak istedim.

Bu doğrultuda, 13 başlık altında “Melek Yatırımcılar” ve “Kamu Hibe Fonları” arasındaki farkları sıralayıp detaylandıracağım ve en sonunda tek bir tabloda hepsini toplamaya çalışacağım. Ayrıca yazının son bölümünde, konuyla alakalı olarak girişimcilik ekosisteminden bazı aktörlerin yorumlarına yer vereceğim. Hadi Başlayalım!

1- BÜROKRASİ

Kamuyla iş yapmak kolay değildir, dolayısıyla girişimciler kamu hibe fonlarına hem başvuru hem de destek alınması durumunda proje yönetim sürecinde ciddi bürokratik işlemlerle uğraşmak zorunda kalırlar. Melek Yatırım alma sürecinde ise çok daha az bürokrasiyle uğraşılır.

2- HİSSEDAR OLMA

Melek Yatırımcılar yatırım yaptıkları girişimlerden belirli oranda hisse alırlar.

Kamu Hibe Fonlarında ise kimse kimseden hisse talep etmez (kesin bilgi).

3- KARAR ALMAK SÜREÇLERİNE ETKİ

Bazı Melek Yatırımcılar, yatırım yaptıkları girişimlerin yönetim kurulunda yer almak veya karar alma süreçlerinde söz hakkı sahibi olmak isteyebilirler.

örneğin girişimcilerin belirli miktarın üzerinde harcama yapmasına izin vermeyebilirler.

Kamu Hibe Fonlarında ise “proje iş planına uygunluk gösterildiği sürece” kimse kimsenin karar alma süreçlerine karışmaz, müdahale etmez.

4- ESNEKLİK — PROGRAMA UYDURMA

Melek yatırım süreçlerinin (tanışmadan paranın girişimin banka hesabına geçmesi) ortalama 6 ay sürdüğü söylenebilir. Ancak melek yatırımcıya göre bu süre kısalabilir ve/ya süreçteki bazı prosedürler esnetilebilir. Hatta kimi zaman melek yatırımcı, girişimin ani sermaye ihtiyaçları doğrultusunda “rutin yatırım sürecinin” dışında girişime ek sermaye bulabilir.

Kamu Hibe Fonlarında, başvurulan programa göre tüm süreçlerin (projenin sunulmasından paranın girişimin banka hesabına geçmesi) en az 7–8 ay sürer. Buna ek olarak hibe fonlarında süreçler bellidir, kurallar nettir, esneklik (çoğunlukla) söz konusu değildir.

5- ÖDEME GECİKMELERİ — BELİRSİZLİKLER

Melek Yatırım süreçlerinde, eğer yapılan görüşmeler olumlu sonuçlanırsa “sermayenin ne zaman hangi oranda girişimcinin banka hesabına yatacağı” genelde bellidir, zaten süreç boyunca bu konuda yatırımcı ile girişimci arasında konuşularak planlama yapılır.

Elbette yatırımcının söz verdiği parayı yatırmaktan son anda vazgeçtiği için batan veya zorda kalan girişimleri de yok saymıyoruz!

Kamu Hibe Fonları ise ülkenin politik ve ekonomik durumundan kolaylıkla etkilenebildiğinden ötürü sürekli bir “belirsizlik hali” söz konusudur. Dolayısıyla girişimciler, kamu fonlarına başvuru yaparken “buradan gelecek sermayenin her an gecikmeye uğrayabileceği” göz önüne alarak finansal planlarını yapmalılar.

6- SINIRLAMALAR — SATIŞ ve PROJE GELİŞTİRME

Melek Yatırımcı, yatırım yaptıkları girişimin “yalnızca belli projelere odaklanmasını” isteyebilir hatta yatırım yapma şartlarından biri olarak da bunu gösterebilirler. Bu durumda start-up’lar, “zor zamanlarda gelir getirici olması bakımından” danışmanlık, proje bazlı ürün geliştirme veya çeşitli projelerde altyüklenici olmak” gibi eylemlerden, yatırımcıyla ters düşmemek için vazgeçmek zorunda kalabilirler.

Kamu Hibe Fonlarında ise girişimin faaliyetlerini kısıtlayıcı / sınırlayıcı herhangi bir durum söz konusu değildir.

7- PRESTİJ

Melek Yatırımcılardan yatırım almış olmak, bazı girişimciler için” başarı” veya “aşılması gereken önemli bir eşik” olarak kabul edilse de bu durumun müşteri nezdinde pek bir değeri olmayabilir, özellikle de bireysel müşteriler için durum böyle.

Ancak hibe fonlarında durum tam tersi. Özellikle B2C (bireysel müşteri odaklı) iş modeline sahip ve eğitim, sağlık, gıda, tarım gibi sektörler dikeyinde müşterilere hizmet veriyorsanız projenizin bir kamu kurumu tarafından (TÜBİTAK gibi) desteklendiğini söylemek, müşteri nezdinde ciddi bir güven duygusu yaratmakta ve start-up için de prestij kaynağı olmaktadır.

 
Özellikle Eğitim Teknoloji alanında “TÜBİTAK desteği” ürünlere ciddi prestij sağlamaktadır.

8- FİKİR AŞAMASINDA DESTEK ALABİLME ŞANSI

Ülkemizdeki Melek Yatırımcılar, genellikle yatırım yapacakları girişimlerin kendilerine gelmeden evvel belirli bir yol kat etmiş olmasını bekler ve girişimin o ana kadar eriştiği müşteri / kullanıcı sayısı, elde ettiği ciro, yaktığı para, gösterdiği aylık büyüme vb KPI’ları baz alarak yatırım yapma kararı verebilir. Yani girişimlerin “fikir aşaması” durumundan biraz daha ileride olmaları yatırım alma süreçlerini kolaylaştırır

Elbette (kendini önceden ispat etmiş girişimcilerin) fikir aşamasındaki projelerine de yatırım yapan melek yatırımcılar var ama sayıca oldukça az olmaları bakımından burada bahsetmedim.

Başta TÜBİTAK 1512 BİGG ve KOSGEB Ar-Ge İnovasyon programları olmak üzere kamu hibe fonlarında ise girişimcilerin henüz fikir aşamasında olması özellikle istenen bir durumdur. Aynı şekilde diğer TÜBİTAK TEYDEB programlarına (1507, 1501, 1511 vb) sunulan projelerde de “proje başvuru yapılan ana kadar projeyle alakalı herhangi bir çalışmanın yapılmamış olması” beklenir. Dolayısıyla fikir aşamasındaki girişimciler için kamu hibe fonlarından destek alabilmek daha kolaydır.

9- AKILLI PARA

Melek Yatırımcılardan yatırım almanın belki de en büyük avantajı, yatırımcının girişime sermaye dışında kendi tecrübelerini, iş bağlantılarını (network — özellikle kurumsal işbirlikleri ve yeni yatırımcı bulma konusunda) ve vizyonunu da katmasıdır. Bu duruma kısaca Akıllı Para diyebiliriz. Böylelikle girişimci, kağıt üzerinde X birim para almış olsa da aslında yatırımıncının kendisine sağlayacağı katkı 5–10X birim olmaktadır.

Akıllı Para’yı elde etmek isteyen girişimlerin; tecrübeli ve start-up kültürüne aşina melek yatırımcılardan yatırım almaya çalışması çok önemli.

Bu konuyla alakalı olarak, Temizlikyolda.com ‘un kurucusu Hakan KİBAR’ın “1 Milyon $ Akıllı Para, 100 Milyon $ Nakitten daha değerlidir” başlıklı röportajını okuyabilirsiniz.

Kamu Hibe Fonlarının en önemli eksiği ise; girişimciye sermaye desteği dışında neredeyse hiç bir destek sunmamasıdır. Girişimci projesini yazar, prosedürleri yerine getirir ve parasını alır, süreç bundan ibarettir. Hibe veren kurumların girişimcilere network, vizyon, müşteri geliştirme vb konularda destek verdiği neredeyse hiç görülmemiştir.

TÜBİTAK 1512 BİGG kapsamında destek alan her girişimciye 1 İş Rehberi atanıyor ancak bu kişilerin start-up’lara katkısı “mentorluk” seviyesinden öteye geçmiyor.

10- DENETİM SÜREÇLERİ

Melek Yatırımcı, yatırım yaptığı girişimin faaliyetlerini, yaptığı harcamaları ve neticede ortaya çıkan bilançoyu düzenli aralıklarla takip etmek ve denetlemek isteyebilir. Bu denetimler, hem girişimin bir sonraki yatırım turuna olan ilerleyişinin değerlendirilmesi hem de karlılık / büyüme durumunun tespiti adına çok önemlidir. Haliyle Melek Yatırımcı nezdindeki denetim süreçlerinin ciddi ve detaylı olduğu söylenebilir.

Kamu Hibe Fonlarında ise denetim prosedürleri ve denetim dönemleri standarttır (genelde 6 ayda 1). Bahsi geçen denetimlerin yalnızca “hibe desteği alınan proje özelinde” olması ve denetimde sunulan verilerin tamamen “beyan usulü” olması bakımından prosedürleri bilen ve iş planını denetleme dönemlerine göre yapan girişimcilerin bu süreçleri kolaylıkla atlatabileceği söylenebilir.

11-PROJE ve GİRİŞİMCİYLE İLGİLİ KISTASLAR

Melek Yatırımcılar kar ve büyüme odaklı olarak hareket ettiklerinden ötürü bahsi geçen kriterlere uygunluk gösteren her girişime yatırım yapma ihtimalleri vardır. Ayrıca melek yatırımcılar girişimcilerin eğitim durumuyla (en az lisans mezunu olacak) veya ekibin akademik geçmişiyle (illa projeyle ilgili teknik bir bölümü okumuş olacak) pek ilgilenmezler.

Kamu Hibe Fonlarında ise “devletin vizyon ve hedeflerine uygun olarak” belirli teknoloji alanları öncelikli olarak desteklenir ancak pazar yeri (marketplace) ve sosyal ağ uygulamaları, e-ticaret siteleri, lokasyon bazlı etkinlik platformları vb popüler iş fikirleri neredeyse hiç (%99 diyelim) desteklenmez.

Ek olarak TÜBİTAK 1512 BİGG programına başvuru için en az lisans son sınıf öğrencisi olma şartı varken, başvuru yapan girişimcinin proje konusuyla alakalı teknik bir bölümden mezun olmuş olması (yazılım iş fikri ise yazılım veya bilgisayar müh mezunu olmak gibi) beklenmektedir. Ayrıca projede bir akademisyenden danışmanlık desteği alınacağı ön görüsü de TÜBİTAK ve KOSGEB’in projeleri destekleme ihtimalini artırmaktadır.

12- PARA YOKKEN DESTEK ALABİLME

Melek Yatırımcılar, yatırıma konu olan sermayeyi (tamamını olmasa bile) start-up’ın banka hesabına yatırır ve girişimci de parayı kullanarak gerekli maliyetleri karşılar. Böylelikle, tüm parasını yakarak girişimini belirli bir noktaya getirmiş girişimci için “girişimin hayat döngüsü” sekteye uğramadan devam edebilir.

Kamu Hibe Fonları ise (TÜBİTAK BİGG 1512 programı hariç) sonradan ödemeli programlardır. Yani girişimciler önce kendi ceplerinden harcama yaparlar, denetim dönemlerinde harcamaya ilişkin resmi dökümanları ibraz ederler ve ilgili kurumdan geri ödeme talep ederler. Dolayısıyla tüm parasını yakarak girişimini belirli bir noktaya getirmiş veya hiç parası yokken her şeye sıfırdan başlamak isteyen girişimci için kamu hibe fonları pek makul bir seçenek olmaz.

TÜBİTAK BİGG 1512 Programında ise henüz proje başlamadan sermaye desteğinin belirli bir kısmının girişimciye ödeneceği söylenmesine karşılık 2015 yılı BİGG sürecinde yaşananlar sonrasında bu konuda kesin konuşamıyorum.

13- RİSK BEKLENTİSİ

Melek Yatırımcı, en temelde parasını riske eden kişidir ve kendi aldığı risklerin karşılığında girişimcinin de bir takım riskleri almasını bekler. Örneğin “maaşlı bir işte çalışırken bir yandan da girişimini yürütmeye çalışan” girişimciden işini bırakıp tüm konsantrasyonunu girişime vermesini isteyebilir ve bunu yatırım yapma şartı olarak da öne sürebilir.

Kamu Hibe Fonlarında ise girişimciden herhangi bir şekilde risk alması beklenmez. Maaşlı bir işte çalışırken aynı zamanda TÜBİTAK ve KOSGEB gibi kurumlardan hibe desteği alabilir ve projeyi yürütebilir.

Tüm başlıkları bir arada toplamak gerekirse;

 

Buraya kadar hep ben konuştum, bundan sonra sözü girişimcilik ekosistemine bırakıyorum ve beni kırmayarak bu yazıya katkı veren değerli arkadaşlarımın konuyla ilgili görüşlerini paylaşıyorum:

Ata UZUNHASAN (Yönetici Direktör, Galata Melek Yatırım Ağı)

Hibenin en belirgin avantajı, hiç hisse vermemek. Bu çok çekici. Ne yazık ki hibeler sınırlı ve küçük tutarlarda veriliyor. İkinci olarak, uygulama, pazar yeri, e-ticaret gibi alanlara girmek isterseniz buralardaki hibeler sınırlı. Aynı zamanda devletle yapılan her iş gibi bu da oldukça bürokratik.

Melek Yatırımcı, girişimciye verdiği paraya hemen ihtiyacı olmayan, risk iştahı yüksek (yani kaybedebilmeyi göze almış) aynı zamanda girişimciye göre daha deneyimli ve ona yeni vizyonların yanında yeni kapılar da açabilecek bir ortak olarak şirkete katılıyor. Yani melek yatırımcı, girişimciye kötü gününde yol da gösteriyor, satış için yeni müşterilerle de tanıştırıyor, maddi manevi bir çok motivasyonu girişimi ileri götürebiliyor. O yüzden de melek yatırımcının şirkete koyduğu paraya, kısaca ‘akıllı para’ (smart money) diyoruz. Ayrıca

Diğer taraftan melek yatırımcı istediği raporlama disiplini ile girişimciyi ve ekip arkadaşlarını bir sonraki yatırım turlarına, hatta daha da ağır raporlama ve takip isteyecek VC’lere hazırlıyor. Bu hem bir yükümlülük hem de bir avantaj olarak sayılabilir.

Melek Yatırım alınca hisse vermek elbette hibelere göre çekici değil ancak bilinçli melek yatırımcının sadece azınlık hissesine talip olacağını belirtmek isterim.

İkinci olarak, özellikle melek yatırımcılığı iyi bilmeyen yatırımcının istekleri kimi zaman işi yapılamayacak hale getiriyor. Harcanan her kuruşu sorgulayandan, şirketin %51'ini isteyene, girişim batarsa senet diye tutturandan yönetim kurulu başkanlığına kadar değişik isteklerle karşılaşılabilir. Bu yüzden işi bırakan girişimciler bile olabiliyor. Eğer girişimci bilinçli ve makul düzeyde pazarlık yeteneğine sahip değilse melek yatırım alırken çok dikkatli olmalı.

Bunun ötesinde işten anlayan melek yatırımcıyı bulmak uzun sürebiliyor. Anlattıklarınızı ilk defa duyan veya dediklerinizi anlamakta zorlanan bir melek yatırımcı grubu için, girişimciye tavsiyem vakit kaybetmeden yeni bir yatırımcı araması.

Son olarak da melek yatırımcılar özel ilgi alanları değilse maalesef uzun vadeli fonlamayı gerektirecek ARGE projelerinden uzak durmayı tercih ediyorlar. Kısa vadede piyasaya çıkabilecek ve anlaması kolay olan uygulamalar veya Saas girişimler melek yatırımcılar için daha çekici olabiliyor.

Emre ÖZGÜNDÜZ (Kurucu Ortak, mentalup.net)

Henüz daha girişim, başlangıç aşamasındaysa “Kamu Fonları” iyi bir seçenek olabilir. Ancak başvurulabilecek çok fazla kamu fonu var gibi görülse de, avantajlı seçenekler oldukça sınırlı. Bu aşamada girişimcilerin çok iyi bir proje danışmanı ile çalışmalarını tavsiye ederim. Proje danışmanı, başvurulabilecek avantajlı programların belirlenmesinden — başvuru sürecine, projenin ara raporlarının hazırlanmasından — projenin sonlandırılmasına kadarki tüm süreçte girişimciye destek olabilir.

Bu sürecin en önemli adımı ise girişimci özelinde en avantajlı kamu fonunun bulunmasıdır. Başvurulacak fonun desteklediği kalemler, destek oranları, destek miktarları, ödeme zamanı ve yarattığı iş yükü çok detaylı araştırılmalıdır. Yanlış fon seçimi hiçbir fayda sağlamadığı gibi zaman kaybına da sebep olabilir.

Kamu fonlarının en büyük dezavantajı ise girişimciye ödemeyi, girişimci harcamayı yaptıktan sonra yapmasıdır. Yani kamu fonları girişimciden öncelikle harcama yapmasını beklemektedir. Girişimci tam da bu noktada haklı olarak “Ama benim harcayabilecek param zaten yok ki?” diyebilir. Zaten girişimcinin sıkıntısı işe başlayacak sermayesinin olmaması değil miydi?

Serkan HAŞLAK (Kurucu Ortak ve CEO, hizliceviri.com)

Yatırımcı büyümek için para verir. Herkesin bu konuda yanlış bilgisi bulunuyor. Yatırımcıdan para alırsak ürünü yapacağız gibi bir yaklaşım doğru değil. Girişimciler MVP yapıp 5–10 müşteriye ulaştıktan sonra büyümelerini hızlandırmak için yatırım almalılar. Rakamları net paylaşan çok hızlı yatırım alır.

Devlet teşvikleri için ekibin ve ürünün olgunlaşmasını öneririm. Bizim yazdığımız projede (TÜBİTAK TEYDEB 1507) çok erken davrandık. Şu anki aklım olsaydı neural machine translation üzerine bir proje yazardım. Bu sebeple ürünün olgunlaşması ve kapsamlı bir geliştirme aşamasında devlet teşviklerine başvuruyu öneririm.

1512'nin süreci oldukça uzun verdiği para da hiç yeterli değil. Bu sebeple en başından beri 1512'ye karşıyım. 1507'de ekip olgunlaştıktan sonra yapılabilecek bir projelendirme.

Efecan ERDUR (Kurucu Ortak ve Teknoloji Direktörü, kolayik.com)

Kamu hibeleri tarafindan simdiye kadar ki tum cabalarimiz karsiliksiz kaldigi icin o tarafta pek olumlu seyler yazamayabilirim :) Zira yatirim tarafinda 2 tur ve simdide seri A’ya kosturan biri olarak daha cok fikir sahibiyim diyebilirim.

Teknoloji girişimleri için hız birçok zaman paradan bile daha önemli bir hale gelebiliyor. Böyle bir durum varken başvurmasından başlayıp kasaya girmesi arasında 1 yıldan fazla olan hibeler bence girişimciler için pek mantıklı değil hatta bazı zamanlarda ölümcül. Hibelerin aksine bilginin önemli olduğu işlerde yatırımcı sadece para değil destekte sunabiliyor ve sonrasındaki takip ve gözlemi yapıcı ve proaktif şekilde yürütüyor. Hibelerde ise raporlar neredeyse sadece defterine uydurma sürecine dönüşmüş durumda.

Katkılarından ötürü Ata UZUNHASAN’a, Emre ÖZGÜNDÜZ’e, Serkan HAŞLAK’a ve Efecan ERDUR’a çok teşekkür ediyorum.

Uzun ama oldukça bilgilendirici bir yazı olduğunu düşünüyorum. Lütfen yazıyla ilgili yorumlarınızı ve eklemek istediklerinizi bana yazın, bu yazıyı hep birlikte geliştirelim.

Sevgiler.
Başar Kaya 

Yazının orijinali: http://medium.com/@basarkaya/kiminin-parası-kiminin-duası-melek-yatırım-vs-kamu-hibe-fonları-de9fda3e19f7